30 Eylül 2008 Salı

Gayatri Spivak, Terör

Spivak'in boundary 2 31.2 (2004) 81-111 de yayımlanan Amerika'nın 11 Eylül sonrası "terörle mücadele"sini ve de savaşa yanıt vermenin olanaklarını sorgulayan makalesi:

Terror: A Speech After 9-11

Jean-Luc Nancy Makaleleri

Continental Philosophy 'de postalanan Jean-Luc Nancy makaleleri derlemesini aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca zengin bir e-book pdf arşivi için Continental Philosophy, Fark Yaraları ve Körotonomedya adreslerini ziyeret edebilirsiniz.

Nancy, Jean-Luc, and Katherine Lydon. “Exscription.” Yale French Studies.78 (1990): 47-65.

Nancy, Jean-Luc, and Michael Syrotinski. “Les Iris.” Yale French Studies.81 (1992): 46-63.

Nancy, Jean-Luc, and Paula Moddel. “Menstruum Universale (Literary Dissolution).” SubStance 6.21 (1978): 21-35.

Nancy, Jean-Luc. “Mundus Est Fabula.” MLN 93.4 (1978): 635-53.

Nancy, Jean-Luc, and Tracy B. Strong. “La Comparution /the Compearance: From the Existence Of “Communism” To the Community Of “Existence”.” Political Theory 20.3 (1992): 371-98.

Nancy, Jean-Luc, and Thomas C. Platt. “The Two Secrets of the Fetish.” Diacritics 31.2 (2001): 3-8.

Nancy, Jean-Luc, and Richard Livingston. “The Unsacrificeable.” Yale French Studies.79 (1991): 20-38.

Hall, Mirko M., and Jean-Luc Nancy. “The War of Monotheism: On the Inability of Civilization to Expand: The West Battles against Itself.” Cultural Critique.57 (2004): 104-07.

Nancy, Jean-Luc. “Wild Laughter in the Throat of Death.” MLN 102.4 (1987): 719-36.

21 Eylül 2008 Pazar

Zafer Aracagök bağlantıları

*
"Whatever Image" (Postmodern Culture)
http://www.iath.virginia.edu/pmc/text-only/issue.103/13.2aracagok.txt
*
"Noise on Noise" (Parallax)
http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a758361023?words=aracagok
*
"Decalcomania, Mapping and Mimesis," (Symploke)
http://muse.jhu.edu/journals/symploke/toc/sym13.1.html
*
"On Rhythm, Resonance and Distortion" (Pli - The Warwick Journal of Philosophy)
http://www.warwick.ac.uk/philosophy/pli_journal/vol_14.html
*
"Divide by Zero" performansı:
http://www.eri.mmu.ac.uk/deleuze/journaljuly06_4.php
*
"Deleuze: The Passage from Noise to Voice"
http://blogs.warwick.ac.uk/crpl_philosophy/tag/actio_in_distans/
*
SIFIR
www.myspace.com/sifiro

Mahmut Mutman bağlantıları

*
"Doğrunun 'Son' Sözü...Ya da 'Karar Ânı' " (Birikim)
http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyaziyazdir.aspx?dyid=2207
*
"Faşizm ve İdeoloji", Ernesto Laclau, Çev: Mahmut Mutman (Birikim)
http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyaziyazdir.aspx?dyid=4579
*
"Ece Ayhan: Yaşamış Biri, Yorumsuz" (Birikim)
http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyaziyazdir.aspx?dyid=413
*
Süreyyya Evren- Mahmut Mutman (Varlık)
http://surmetinler.blogspot.com/2007/02/mahmut-mutman-ile-sylei.html
*
“ '9/11', or Words of Nihilism"
http://www.bilkent.edu.tr/~jast/Number14/Mutman.htm
*
Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak'ı üstüne yazdığı "An Ethics of Images: The Distant" :
http://globalmedia.emu.edu.tr/spring2006/9.%20Mahmut%20Mutman%20Complete.pdf
*
"Writing the Body: Problematizing Cultural Studies, Postmodernism, and Feminism's Relevance" (Postmodern Culture)
http://www.iath.virginia.edu/pmc/text-only/issue.599/9.3.r_mutman.txt
*
"On Empire" (Rethinking Marxism)
http://www.informaworld.com/smpp/title~content=g713395227~db=all
*

"Writing Culture: Postmodernism and Ethnography" (Anthropological Theory) http://ant.sagepub.com/cgi/content/abstract/6/2/153
*
"Nation Form" (Third Text)
http://www.informaworld.com/smpp/content~content=a790725932~db=all~jumptype=rss
*
"Fetal Culture: Ultrasound Imaging and the Formation of the Human Form"(Ersan Ocak ile birlikte, Radical Philosophy)
http://www.radicalphilosophy.com/default.asp?channel_id=2188&editorial_id=25440
*
"Reciting: The Voice of the Other" (Thamyris)
http://www.ingentaconnect.com/content/rodopi/tham/2008/00000018/00000001/art00006

* Radikal 2 yazıları :
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=MuhabirArama&Keyword=MAHMUT%20MUTMAN&PAGE1=1

* Ayrıca belirtmeli: Jacques Derrida'nın ardından yazdığı "Düşünce Tarihinde Bir Olay": http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=871905&Date=21.09.2008

Zeynep Direk bağlantıları

*
Âdet Kanaması Tecrübesi: Sınırlar ve Ufuklar
http://www.ykykultur.com.tr/cogito/37/adetkana.html
*
"On the Sources and the Structureof Derrida's Radical Notion of Experience"
http://www.usc.edu/dept/comp-lit/tympanum/4/direk.html
*
Metis Yayınları'ndan çıkan ve Zeynep Direk'in hazırladığı, Nilüfer Zengin, Ömer Aygün, Zeynep Savaşçın, Gül Cevahir Şahin ve Erdem Gökyaran'ın makaleleriyle katkıda bulunduğu "Dünyanın Teni: Merleau-Ponty Felsefesi Üzerine İncelemeler" kitabına Zeynep Direk'in yazdığı girişten bir bölüm:
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Text.asp?ID=9716&BID=1733
*
Metis Yayınları'ndan çıkan Levinas'tan seçme yazıların derlendiği"Sonsuza Tanıklık" isimli kitaba yazdığı sunuş :
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Text.asp?ID=10260&BID=1779
*
Zeynep Direk ve Refik Güremen'in hazırladığı Jean Paul Sartre, Michel Foucault, Jacques Lacan, Jacques Derrida, Emmanuel Levinas, Gilles Deleuze, Jean-Luc Nancy ve Michel Henry üzerine yazılmış makalelerin bir araya toplandığı Epos Yayınları'ndan çıkan "Çağdaş Fransız Felsefesi" isimli kitaba Zeynep Direk'in yazdığı önsözden çeşitli bölümler:
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1783

20 Eylül 2008 Cumartesi

Derrida ve Din

Aşağıdaki adreslerden,
Derrida’nın 2002 yılında AAR ve SBL’nin ortak yıllık etkinliğinde John D. Caputo, Kevin Hart, and Yvonne Sherwood ile doğaçlama bir şekilde yaptığı din ve inanç konuları etrafında seyreden söyleşinin ses kayıtlarına ulaşabilirsiniz.

http://www.bookreviews.org/audio/Derrida_Int_1.mp3
http://www.bookreviews.org/audio/Derrida_Int_2.mp3
http://www.bookreviews.org/audio/Derrida_Int_3.mp3

Söyleşiden kısa bir transkipsiyon:

Eğer ibadet ettiğim zaman, “Tanrı” diyorsam, Tanrı'ya hitap ediyorsam, “Tanrı” kelimesini kullanmakta mıyım yoksa ondan söz etmekte miyim bilmiyorumdur. Dini mümkün kılan ve Tanrı’dan söz etmeyi mümkün kılan şey, kullanmak ve söz etmek arasındakı ayrımın uygunluğunun bu sınırıdır. Tanrı’ya bir isim verdiğimizde ne yapıyoruz? Bu isimlendirmenin sınırları nelerdir? Birçok İbrahimi gelenekte Tanrı’nın isimsiz olduğunu, ismin ötesinde olduğunu biliyoruz. Yahudi geleneğinde, Tanrı boş bir yer, bütün isimlerin ötesidir. Ama isimsizi isimlendiriyoruz. İsimsiz olana bir isim veriyoruz. Peki, “olmayan”ı, olan ya da isimsiz olmayan şeklinde ismlendirdiğimizde ne yapıyoruz? ... En sahih inanç sahiplerinin “Tanrı” kelimesini kullandıklarında bunun sadece bir sözme etmeden ibaret olabileciği düşüncesi dolayısıyla saf ateizme çok yakın durduklarını farkettiklerini biliyorum. “Tanrı” kelimesinden bahsetmek bir bakıma zaten inanç dahilinde bir eylemdir. Saf bir iman var mıdır emin değilim, ama olsaydı şu soruyu sormaya dayanırdı: “ ‘Tanrı’ kelimesini kullandığım zaman birilerine gönderme mi yapıyorum yoksa bir isimden mi söz ediyorum?”

Kelime bir hiçten ibaret değildir; bir isimlendirme, bir çağrı söz konusudur. Heidegger isimlendirmek (to name, namen) ve çağırmak (to call, heissen) arasında ilginç bir ayrım yapmıştı. Tanrı’nın isminden bahsettiğim zaman, bir isim mi veriyorum, isimlendiriyor muyorum yoksa bir çağrı mı yapıyorumdur? İsimlendirme deneyimini çağırma deneyimine müracaat etmeksizin düşünmek zordur. İsimlendirmek çağırmaktır. Eğer Tanrıya “Tanrı” diye hitap edip öyle çağırıyorsam, ne yapıyorumdur? Bazı inanmayanlar şöyle diyecektir: “ Bu sadece bir hitap. Bir isimden söz etmekten ibaret.” Diğerleri, “Benim bu hitabım, Tanrı’nın beni onu çağırmaya yönelttiğinin bir kanıtı olmasa bile, bir işaretidir.” Bu farklı şeyler söyleyen iki görüş aynı zamanda aynı şeyi söylemektedir. Biri, “Tanrı’yı ismiyle andığında Tanrı’yı çağırırsın, bu senin çağrındır/hitabındır; boş bir çağrıdır”, demektedir. Öteki de, “Eğer Tanrı'ya hitap etmeye dair bir motivasyon, bir itki hissediyorsam, bu Tanrı'nın benim içimde hitap bulduğu anlamına gelir, içimde Tanrı'yı çağıran birşeyler vardır ve bu şey de benim inancımdır”, der. Şüpheci kişi ise bu nominalistik bir çağrı deneyimidir, fakat inancın bir parçasıdır diye belirtir. Birilerini çağıracak olduğumda eğer karşımda birilerinin, gerçek birilerinin olduğundan emin olursam, zaten çağırmam. Şüpheci kişi inanç sahibi kişinin bir parçasıdır. Eğer Tanrı benim için kesinlikli, muhakkak bir mevcudiyet şeklinde var olsaydı, onu çağırmazdım. Hemen yanımda durduğu halde Kevin’in varlığı benim için muhakkak ve gerçek bir mevcudiyet olabilseydi, ismiyle hitap edip çağırmazdım onu. Eğer onu çağırıyorsam, beni dinleyip dinlemediğinden ya da basitçe var olup olmadığından emin olmamamdandır. (Salonda gülüşmeler olur, çünkü o sırada Kevin Derrida’nın bardağına su doldurmakla meşguldür.) Bu yüzden şüpheci kişi ile inanç sahibi kişi arasında gerçek bir çelişki yoktur.

18 Eylül 2008 Perşembe

Derrida ve "Hayvanlar"





JD: Hayvan sorunsalı en başından beri bütün yazılarımda değindiğim bir mevzudur.
Fakat son birkaç yıl içinde, bu konu üzerine oldukça çok yazdım. İnsana has olanın tanımlanması ve insanı genel olarak hayvanlardan nelerin ayırdığı mevzuları yapısöküm açısından bazı hassas noktalara tekabül eder. Bu benim oldukça ilgimi çeken bir konu oldu ve bu bu konu üzerinde uzun uzadıya çalıştım.

Hayvanlar hakkında genel bir biçimde konuşmaktan kaçınırım.Bence “hayvanlar” diye bir şeyden bahsedilemez. “Hayvanlar” dediğiniz anda, birşeyleri anlamamaya ve de hayvanı bir kafese kapatmaya başlamışsınız demektir.. Değişik hayvan türleri arasında dikkate değer miktarda farklar söz konusudur. Hepsini bir araya, tek bir kategori altında toplamanın bir açıklaması yoktur: maymunlar, arılar, yılanlar, köpekler, atlar, eklembacaklılar ve mikroplar.. Tüm bunlar birbirinden radikal bir biçimde farklı canlı organizmalardır ve tüm bunlara hayvan diyerek hepsini bir kategori altına koymak, maymunu ve karıncayı, gayet şiddet barındıran bir jesttir. İnsan olmayan tüm canlıları tek bir kategori altında toplamak, öncelikle, aptalca bir tutumdur, teorik açıdan saçmalıktır ve tam da insanların hayvanlara uyguladığı gerçek şiddete iştirak etmek demektir. Mezbahanelere, endüstriyel muamelelere maruz kalmalarına, tüketilmelerine yol açan şey budur. Hayvanlara yönelik tüm bu şiddet, genel olarak “hayvanlar”dan bahsedilmesine olanak sağlayan bu kavramsal basitleştirme ile vuku bulur. Bu sebeble, dilime dikkat ederek, “hayvanlar” hakkında konuşmam. “Bu spesifik hayvan türü” ya da “ şu ya da bu hayvan” diye bahsederim.

?: Bu tutumunuz sizi önceleyen birtakım düşünürlerden sizi ayıran bir nokta mıdır? Bu konuda daha genel ayırımlara mı gitmektedirler?

JD: Bu beni bu gelenek içindeki bütün felsefecilerden ayıran bir tutumdur. Hayvanlara yönelik böylesi bir peşin hüküme kapılmayan oldukça az filozof vardır, hemen hemen yok. Bu söylemin homojen olduğunu söylemeye çalışmıyorum, fakat olayın geneline baktığınız zaman, birçoğunun katı bir varsayıma, peşin hükme kapıldığını görürsünüz. Yazarlar için durum farklı, ben filozoflar hakkında konuşuyorum.

Arama